SEYİR DEFTERİ

<

Seyir Defteri bölümümüz de sizlerden gelen şiir,deneme,öykü,kısa hikaye gibi eserlerinizi admin@radyomod.com adresine gönderebilir,Seyir Defterinde yayınlanmasını sağlayabilirsiniz

Sevseydi Ne Olurdu Ki?
Can sıkıntısı nedir bilir misin ?
O kadar daralmışım ki evde duramıyorum. Duvarlar dalga geçiyor benimle sanki,o derece sıkılmışım. Biraz kafam açılsın diye attım kendimi sokağa, gecenin bilmem kaçı olmuş tabi ama sabah işe gidecekmişim falan umurumda değil. Belli bir rota yok kafamda öyle doğaçlama gidiyorum inceden bir serinlik geldi, e sonbahardayız hava soğuk “Tarzan” gibi çıkmışım sokağa. Delikanlı adamız ya hani. Ulan soğuğa erkeklik söker mi be ? Derken ben baya baya titremeye başladım. Baya da yol gelmişim, az daha gitsem sahil. O an parladı kafamda floresanlar. Yok yok floresan. Ampule karşıyız biz. Dedim ya kafa oldu floresan . Tuttum sahil yolunu, bi yandan da sağı solu kesip gözüme ilişen tahta , odun, karton ne varsa ince ince topluyorum. On dakkaya indim sahile topladığım ne varsa yığdım üst üste verdim ateşi. Hemen ardından dumanladım bi sigara. Bi de hafif bi türkü tutturdum “bahçada yeşil çınar, boyun boyuma uyaaar, ben seni gizli sevdim, bilmedim alem duyar.” kendi halinde efkar nöbetleri tutuyorum. Derken arkamdan tok bi ses “Bu dert sana ömrü billah yeter, başka derde ihtiyacın yok” dedi. Elinde şarap şişesiyle semtin berduşu sessizce yaklaşıp türküyü dinlemiş. Destur alıp ateşin başına sokuldu, üşümüş gariban üzüldüm biraz ama az sonra acıyan gözlerle baktı bana. Senin zamanın gelmiş dök içini rahatla dedi, anlamadım. İhtiyar dedim, ya sessizce ateşin keyfini çıkar ya da al voltanı beni rahat bırak. Ama beni rahat bırakmaya hiç niyeti yoktu anlaşılan. Dök içini rahatla dedi tekrar. Boş boş baktığımı görünce kapat gözlerini de anlat hadi dedi. Ben daha neye canımın sıkıldığını bile bilmezken derdini anlat dedi bana ! Dediğini yaptım. Kapattım gözlerimi bir iki dakika sonra kendime bile söylemeye cesaret edemediğim şeyler döküldü dudaklarımdan “Çok seviyorum be dayı” dedim. Sigaran var mı dedi. Bi sigara uzattım bi tane de kendim yaktım. Aldı sigarayı gülümsedi. Ama gerçekten gülümsedi. Mutlu oldu bi sigarayla. Eeeee anlat bakalım dedi. Çok güzel gözleri var dayı dedim. Böyle, bakmalara doyamazsın kaybolursun gözlerinde derinlere batar nefessiz kalırsın dedim. Eeee dedi. Dedim , çok güzel gülüyor dayı, o gülünce kalbim göğüs kafesime sığmıyor. Eeeee dedi. Bir de doğayı çok seviyor dayı, onun doğada ki mutluluğunu görünce yürüdüğü her caddeye fidanlar dikesi geliyor insanın. Eeee dedi. Dayı be dedim, hayvanları da çok seviyor. Nerde bir kedi görse hemen sarılıp kucağına alıyor. Kedinin bir tüyü kadar bile sevmez mi ki beni ? Derin bi nefes çekti sigaradan, büyük bi yudumda şarap aldı ağzına , hafiften indirdi gözlerini yere doğru “Sevmez” dedi. Yapma be dayı, neden sevmez ? dedim . Neden sevsin dedi ? Sevse bu kadar güzel kalır mı aklında? Sevse bu saatte gelir miydin buraya ? Sevmemesi , sevmesinden daha hayırlıdır bazen. Sen yine de kaybetme umudunu, sevmeye devam et. Kim bilir belki bir gün? dedi ve lafının devamını getirmeden çekti gitti. Mal gibi baktım arkasından. Sevmezse sevmesin lan, ben onun yerine de severim, varsın o bilmesin… Demek geldi içimden ama diyemedim… Sevseydi ne olurdu ki?
Anonim




Carslsberg’den Kadının Gidişi

“ ‘Ben seni hak etmiyorum, sen daha iyilerine layıksın’larına sokayım !
Demek ki hak ediyorsun ki yanındayım. Demek ki daha iyilerini zerre kadar iplemiyorum ki karşına geçmiş düşüncelerini değiştirmeye çalışıyorum.! Mezat mı lan benim sevgim ? Müzayede salonunda açık artırmaya çıkardık ve daha fazla hak edeni seveceğimde benim mi haberim yok ? Amacını anlamış değilim. Sana rağmen seni sevmiş bir adam var karşında ve kalman için yalvarıyor. Peki sen ne yapıyorsun ? Kendini değersizleştirip o adamı yüceltip onu hak etmediğin gibi şeyler zırvalıyorsun. On kusurlu hareketin onunu da yapmış olmana rağmen sana toz kondurmayan bir adama söylediğin şeylere bak. Neresinden bakarsan tutarsız, neresinden tutarsan elinde kalacak cümleler kuruyorsun. Sen, toz kondurmamak lafını bilir misin ? Hiç düşündün mü ne demek diye ? Zeki kadınsın kullansana aklını ! Görsene bazı şeyleri. Küçücük bir fotoğrafa odaklanıp kalmak yerine kafanı kaldırıp baksana karşında duran o kocaman tabloya. Seni ne olursa olsun ne kadar çok sevdiğimi görmüyor musun.? Şu koduğumun dünyasında senden başka kimin var lan benim ? Dur. Bekle. Gitme lan sana ihtiyacım var. Herkesin inandığı bir şey var şu içi çürümüş dünyada benimkide sensin. Gitmesen olmaz mı lan ?” diye düşündü, karşısında ki KADIN hâlâ zırvalamaya devam ederken. Kadın, bütün bencilliğiyle konuşmaya devam ederken ADAM sustu. Artık kadının söyleyecek hiçbir şeyi kalmadığı zaman, oturduğu yerden doğrulup “peki” dedi sadece. “Ama” dedi, yine sustu. Bir şeyler söyleyecekti belli ki, devamını getiremedi. Aklından geçirdiği o haklı isyanı asla dile getiremedi. Her ne olursa olsun öyle şeyler söyleyemezdi sevdiği kadına. Zaten söyleseydi bile kadının üzerinde hiçbir etki bırakmayacaktı. O yüzden sustu. Ve kadın gitti…
@CARLSBERG




Kaptan @Kilza’nın Kaleminden ÜTOPYA
Ütopyalar güzeldir…
Öyle demişti Ceylan Ertem bir şarkısında… Peki sizin ütopyanız nasıl ?
Ya da bir ütopyanız var mı ? Anlat desem hiçbiriniz anlatmaz değil mi ? Her şeyi benden bekleyin zaten! Neyse anlatacağım merak etmeyin. Kendi ütopyamdan bahsedeceğim size. Ama önce kafamı toparlamam lazım çünkü benim ütopyam güzel değil bu aralar. Hatta darmadağın halde diyebilirim..
Ütopya nedir ? Kaç kişi biliyor bunun anlamını ? Mesela ben Ceylan Ertem ütopyalar güzeldir diyene kadar hiç üzerine düşünmemiş ve hiç merak etmemiştim. Ütopya ?
Kısaca tanımlamak gerekirse şöyle ; “Gerçekleşmesi olanaksız, çarpıcı, ilginç tasarı ya da düşünce…” yani kendi içinde kurduğun bir dünya diyebiliriz sanırım. Hayal dünyası… Peki bu hayal dünyasını tek başımıza mı kuruyoruz ? Şahsen ben içinde sadece benim var olduğum bir dünya düşünemem! Ya siz ? Eminim siz de düşünemezsiniz… Sonuç olarak herkesin ütopyasının bir kahramanı vardır diye tahmin ediyorum. Ben hariç. Benim ütopyamda kahramanlara yer yok çünkü… Bir ben varım, bir de Tanrıçam var… Daha doğrusu vardı… Dedim ya hani daha önce hiç merak etmemiştim ütopya nedir diye. Güzel bir şarkıda duyduktan sonra öğrendim ne olduğunu ve yine de kendime ütopyalar kurmadım. Gerek yoktu çünkü o zamanlar. Uzun bir sürede gerek duymadım. Sonra bir hayal çıktı karşıma. Bir rüya. En güzel yerinde uyandırıldığım bir rüya. Kısa sürmesine rağmen çok şey sığdırdım o rüyaya. Zaten rüyalar kısa sürer ama konumuz o değil. Onunla ilgili başka bir şeyler yazarım belki bir ara. İnandım biliyor musunuz ? Gerçekleşmesi olanaksız, çarpıcı, ilginç tasarı ya da düşünce demiştim ya ona inandım. O kadar güzel o kadar gerçek ki. Ona sarıldım, elini tuttum, yanağını okşadım, öptüm, sevdim, aşık oldum… Onunla birlikte kurdum ben ütopyamı ve o benim ütopyamın tanrıçası oldu. Çünkü tanrıçaların ölümsüz olduğuna inanırdım okuduğum kitaplar yüzünden. Size bir sır vereyim mi ? Tanrıçalar ölümsüz değilmiş. Eski ama güzel bir rap şarkısından kısa bir bölüm yazayım şuraya, her dinlediğimde ilk kez dinliyor gibi severim…
Şimdi topla bütün parçaları
Gidince bir ben kaldım bir de kriz ve sancılarım
İçinde boşluğundan ibaret bir yer burası
Bir ben varım artık öldü bak ütopyamın Tanrıçası.
Sonuç olarak benim ütopyamın Tanrıçası da öldü ve ben yasını tutmaktan başka bir şey yapamaz haldeyim. Ama bir umudum var. Tanrıçalar ilâhi canlılardır belki de bir gün yeniden gelecek ve yeniden ütopyamın en merkezi yerindeki tahtına oturacak. Ne dersiniz ? Evet tabi ki umut fakirin ekmeği. Ama bu dünya üzerinde bana iyi gelen tek şeyi beklemekten neden vazgeçeyim ? Hadi şimdi her şeyi bırakın ve düşünmeye başlayın. Sizin ütopyanız ne halde ? Bende durum bu. Daha önce ki yazdığım KORKU, TIRNAK, LOTUS ÇİÇEĞİ ve CAM yazılarında da belirttiğim gibi. Sevmekten ve beklemekten vazgeçmiyorum.
@KİLZA





Kirbitçi Kız ,Hayat ,İnsan Üzerine
Az çok herkesin inandığı, uğruna yaşadığı değerleri var. Bu bazıları için tanrı, bazıları için cennet, bazıları için, mutluluk, aşk, para, aile ya da her şeye hükmetme arzusudur. İnsan ömrü boyunca hep çabalamak zorunda kalıyor. Afrika’daki çocuk ekmek için, yüzü kırışmış kadın daha genç görünmek için, yalnızlıktan ciğeri kurumuş derbeder aile kurmak için, annesini kaybetmiş çocuk ölüp ona kavuşmak için hayatla hep savaş halinde. Herkesin kavgası farklı. Kimi bu savaşa daha güçlü başlayıp zamanla yorulurken kimisi zayıflığını hırsıyla silah haline getiriyor. Peki neden sürekli savaşmak zorundayız. Ülkeler arası oluşan en ufak bir krizde silahlar patlayıp masumlar can verdiğinde avazımız çıktığı kadar tepki gösteriyoruz. Hayatla olan kendi kavgamızda zaman bizi öldürürken neden memnuniyetle mağlup olmamızı bekliyoruz? Gözümüzü neyin bu kadar kör ettiğimizi bilmiyorum fakat daha kendi kavgamıza sahip çıkamayacak kadar korkak olduğumuz aşikâr. Tek yaptığımız kendimizi kandırmak. Sürekli Pollyannacılık oynayıp mutlu sonlar bekliyoruz. Hepimizin sonu ölüm. Kitaplarda ölüm hiçbir zaman mutlu son olarak geçmez. Hep öldüğümüz zaman arkamızdan ağlayan birileri olacağına inanıyoruz. Çünkü tanıdığımız herkes bizi çok seviyor, bir gün ölürsek yokluğumuza dayanamazlar değil mi? Dedim ya tek yaptığımız kendimizi kandırmak. En sevdiğiniz, onsuz yaşayamam deyip de ardına bakmadan çekip giden insanı düşünün. Onsuz da yaşanıyor. Sadece hayata daha mutsuz, belki daha pişman olarak devam ediyorsunuz. O da içinizdeki boşluğu başka şeylerle doldurana kadar. Sonrası arada bir hatırlayıp vicdanını rahatlatma meselesi. Aslında meselenin ne olduğunun bir önemi yok. Her insan biraz bencildir. Seviyorsa kendi için, korkuyorsa kendi için, ağlıyorsa kendi için. Sırf güzel kokuyor diye çiçeği öldüren varlık, canı yandığında kat kat fazla can yakabilecek kadar bencildir. Ve bencil bir dünyada ancak gerçek benciller istediğini alır.

@KİRBİTÇİ KIZ





Gecenin Üçyüzü’nden Sorular

Neden unutamaz insan? Neden bir zamanlar deliler gibi sevdiği kişinin her seferinde yüreğine bıçak darbeleri indirmesine rağmen sever ? Neden insan o kişinin kendine ihanet etmesini gözleriyle görmesine, duymasına ve iliklerine kadar hissetmesine rağmen unutamaz onu, hala sever? Neden bir fotoğrafına denk geldiğinde her birine dakikalarca bakarak saatlerce onu izler de ihaneti aklına gelince ona yakıştıramaz? Neden her şeye rağmen sever unutamaz bir insan? Yıllar geçse de… Saatler, günler etki etmese de bir kez aklına düştüğünde yüreği kor gibi yanar? Ulan bir insan deli gibi sever de niye bir anda unutamaz? Gözlerinde ki yaşlar bir türlü dinmez de bunlara rağmen bir insan neden unutamaz? Fotoğraflardaki o mutlu anları gördükçe gözünün önüne gelir o anlar da gözlerinden yaşlar akarken bir hafif tebessümle yüreği cayır cayır yanar ve bunlara rağmen bir insan neden yakıştıramaz ona gitmeyi, unutamaz. Niye? Yok mu Bir açıklayacak adam bunları bana be niye ulan niye? Mutlu bir anda, o hariç tüm sevdikleri yanındayken gülüp eğlenirken Bir an aklına gelir de yüzün düşer de onu düşünürsün ya. Mutlu anlarının katilidir ya bazen. Her şeye rağmen niye unutamaz insan SEVDİĞİNİ? Sevmek yüreğe ağır mı gelir? Ya da biz mi sevmeyi başaramadık? Yüreğimiz mi küçük yoksa sevgimiz mi çok büyük be içtiğimiz her dal sigara onu anlatıyor tekrar tekrar. İçtiğimiz her bir yudum alkol unutturamıyor bir an onu neden neden? Hani unutacaktık? Hani alkol bile Bir an olsun unuttururdu onları bize? Olmuyor yok olmuyor.
@GECENİN ÜÇYÜZÜ



RadyoMOD

RadyoMOD

Current track
TITLE
ARTIST